top of page

Kendinizi Yeniden Yaratma Hakkı

  • Yazarın fotoğrafı: Elif Tuğçe Yasin
    Elif Tuğçe Yasin
  • 22 Nis
  • 3 dakikada okunur

Pek çok kadından aynı cümleyi duyuyorum: "Artık bunun için çok geç."


Bazen otuz beş yaşındadır, "kariyer değiştirmek için çok geç" der. Bazen kırk ikisindedir, "yeniden okumak için çok geç" der. Bazen elli yedisindedir, "yeni bir şeye başlamak için çok geç" der.


Bu cümle her zaman sadece bir zaman meselesi değildir. Arkasında çoğu zaman bir öğretilmiş inanç saklıdır: hayatın çerçevesi bir kez çizilir, ondan sonra içinde yaşanır; değişim gençliğin lüksüdür; başarısız denemelerden sonra yeni bir şey başlatmak "ciddiyetsizlik"tir.


Bu inanç yalnızca kişisel bir düşünce değildir. Kültürel bir buyruktur. Ve özellikle kadınlar için çok erken yaşta söylenmeye başlanır.



"Tamamlanmak" miti

Kadınlara çocukluktan itibaren anlatılan bir hikaye vardır: bir gün birini bulacaksın, evleneceksin, çocuk sahibi olacaksın — ve işte o zaman "tamamlanmış" olacaksın.


Bu cümle masallarda, dizilerde, akraba sohbetlerinde, sosyal medya yorumlarında dolanır durur. Bir kadının hayatı sanki bir proje gibi çerçevelenmiştir; belli yaşa kadar belli aşamaları tamamlaması beklenir. Tamamlayamazsa "geç kaldı" denilir, "yalnız kaldı" denilir, "fırsat kaçırdı" denilir.


Hayatın bir kez tamamlandığı fikri tehlikelidir. Çünkü insan hiçbir zaman tamamlanmaz. İnsan dediğimiz şey zaten sürekli kendini yeniden yaratan bir varlıktır.


Bir kadın, otuz yaşında evlendikten sonra kendi olmayı bıraktığını fark edebilir. Kırk yaşında "benim hayatım bu mu?" diye sorabilir. Elli yaşında hiç beklemediği bir tutkuya uyanabilir. Altmış yaşında ilk kez kendine ait bir oda, bir iş, bir ritim kurabilir.


Bunların hiçbiri "geç" değildir. Hepsi birer başlangıçtır.


Audre Lorde'un hatırlattığı şey

Feminist yazar Audre Lorde çok bilinen bir cümle söyler: "Efendinin aletleriyle efendinin evi yıkılmaz."


Bu cümle ilk bakışta politik bir çağrıdır. Ama kişisel bir okumaya da açıktır: bize verilen rolleri, tanımları, beklentileri tekrar tekrar kullanarak özgürleşemeyiz. Dönüşüm, yeni bir dil gerektirir; yeni bir bakışa, yeni sorulara ihtiyaç duyar.


Bir kadın, kendine öğretilen "iyi kız" hikayesinin içinde kalarak otantik olamaz. Kendinden başka bir kadınla yarışarak gerçek bir başarı duygusuna ulaşamaz. Kendine sürekli "yeterince iyi miyim?" diye sorarak kendine yetebileceği bir zemin kuramaz.


Yeni bir kendilik için yeni bir dil lazımdır ve bu dili kurmak, her zaman biraz sessiz bir direniştir.


Her seçim küçük bir yeniden yaratma

Kendinizi yeniden yaratmak büyük bir gösterişli eylem olmak zorunda değildir. İlla şehir değiştirmek, iş bırakmak, ilişki bitirmek gerekmez. Çoğu zaman yeniden yaratım çok daha küçük seçimlerle başlar:


  • Her zaman "olur" dediğiniz bir ricaya "bu hafta yapamam" demek.

  • Bir arkadaşa, uzun süredir söylemediğiniz bir şeyi söylemek.

  • Sabah alışkanlığınıza yarım saat kendinize ait bir zaman eklemek.

  • Bir hayali, içinizde utanç duymadan söylemek: "Ben aslında şunu istiyorum."

  • Bir kitabı, bir kursu, bir yeni ilgiyi "ben bu yaşta ne yapayım" demeden almak.


Bu küçük seçimler bir araya geldiğinde, birkaç yıl içinde hayatınızın bambaşka bir yere geldiğini fark edersiniz. Hiçbir gün büyük bir devrim olmaz ama her gün küçük bir başlangıç olur.


Neden "direniş"?

"Direniş" kelimesi biraz büyük gelebilir. Neden öyle söylediğimi açayım.


Hayatımızı şekillendiren pek çok ses vardır; ailemiz, kültürümüz, medya, içselleştirdiğimiz utançlar... Bu sesler çoğu zaman bize "burada kal, değişme, riske girme, sessiz ol" der. Onların karşısında "ben yine de istiyorum" diyebilmek küçük görünen ama dönüştürücü bir eylemdir.


Bu yüzden bir kadının kariyer değiştirmesi sadece kişisel bir karar değildir; onu "belli bir yerde olması gereken" olarak tanımlayan seslere bir cevaptır. Bir insanın ilk kez terapiye başvurması sadece kendine iyilik yapmak değildir; "sen iyisin, abartma" diyen kültürel baskıya küçük bir itirazdır. Bir kişinin "hayır" diyebilmesi, kendini öğrenmeye devam etmesi, yeni bir şey denemeye cesaret etmesi; bunların hepsi birer direniştir.


Bu direniş kimseye karşı değildir. Kendiniz için, kendi sesinizle, kendi hayatınız için yapılan bir şeydir.


Geç kalmadınız

Hayatın belli bir yaştan sonra "karar verilmiş" olduğu düşüncesi bir yanılsamadır. Her sabah, hem fiziksel olarak hem duygusal olarak, kısmen yeniden doğarız. Her seçim, ne kadar küçük olursa olsun, bize ait bir yönü tazeler.


Otuzunda, kırkında, ellisinde olmanız fark etmez. Hayatınızın yarısını belli bir biçimde yaşamış olmanız, diğer yarısını aynı şekilde yaşamak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Değişim her zaman mümkündür. Yeniden başlamak, kendinizi yeniden tanımlamak her zaman mümkündür.


"Geç kaldım" hissi genellikle yorgunluktan gelir, cesaretsizlikten değil. Bu hissi dinlemek ama ona son söz hakkı vermemek önemlidir.


Son söz

Eğer uzun zamandır içinizde bir değişim fısıldıyor, ama bu sesi susturmaya çalışıyorsanız, belki bir süre o sesi güvenli bir yerde dinlemenin vakti gelmiştir.


Birlikte çalışmak, yeniden başlama hakkınızı hatırlamanın bir yolu olabilir. Kendinizin yeni bir versiyonunu kurmak için bir sohbete ihtiyacınız varsa, iletişime geçebilirsiniz. Büyük bir karar vermeniz gerekmiyor; sadece merak etmeniz yeterli.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page